Kategorilerim
13 10 2013

Silinen

Silinen |  görsel 1

Silinen     Bütün sevinçleri talan edişim Rüzgâra boyun eğdirişim Bulmak içindi saf sevgiyi   Sevdiklerimin yüzleri silindi Yağmurlar altında kaldım Ötekiyle buluştum durakta Mutsuz olanla   Toprak yumuşaktı uzandım Uzandı yanıma, bakıştık   ‘Geçin’ dedim rüzgâra Rüzgâr çocukluğumdu Dizlerimi kanatışım, sıkılışım Genç bir kız karşısında   Döndürdüm başımı ilkçağıma Ayrıkotunu sevdim     Geyiklerle konuşan     Taş suya varır Su gözlerinin parıltısıdır Bir umuttur insandan insana geçer Taşın sessizliği suyun parıltısı   İçindeki ağaç büyür Onca amansız fırtınaya karşın Işığı beyazdır, tutunur kayaya Gece gündüz solur   Yalınayak bir yağmurdur Her saat taşı parlatan Yan yana durur bakışırsınız Kendini değiştiren denizle   Taş suya vardığında Çırılçıplaktır, çiçeklenen Su senin kalbindir Geyiklerle konuşur       Dünyaya doğru                 Daha ne olsun haziran güneşi. Ağaçları koruyalım derken vuruldu düştü çocuklar. Can çekişti korkunç gün. Taş gibi susan gün. Gaz, duman, cellatların göz çıkaran ateşi. Kargışlıyorum bütün sesimle cinayetlerinizi.             Bütün çabaları hayal edebildikleri özgürlük içindi. Görebiliyorum onları, yürüyorlar kocaman bir parlaklık olarak dünyaya doğru. Ellerinde güllerin çığlığı. ... Devamı

11 10 2013

Türkü - Sokağa uğramış

Türkü - Sokağa uğramış |  görsel 1

Türkü     Yağmurun sesi camın dışında İçimde yalın ezgisi Dokunuyorum pencereyi açıp Yağmurun çilli yüzüne   Yağan önceki yağmur değil Taptaze bir sevinç Acı çeken ağaçlara Güle sümbüle nergise       Sokağa uğramış                 Batık bir gemi gibiyim güz uğramış sokakta. Balıklar yok burada, kırlangıçlar uçuyor, denize gidiyor balıkçılar, içlerinde tanıdıklarım var. Çoğu yalnızlığa çalışıyor, ıssızlığı deniyor, dünyaya fırlatılışını sorguluyor gün batımlarında.             Erken iniyor kuşlar gagalarında saplar. Eve dönerken görüyorum sudaki suretimi. Şöyle düşünüyorum: Varlığın uçsuz bucaksız serüveni ağacın köklerinin denize kadar uzanışı. Kökleri görüyorum şaşkınlığım artıyor.             Düşlerim güz uğramış Samanyolu, sokağa çıkıyor. Yol gösteriyor bir köpeğe. Birlikte bakışıyoruz boşluğa.     AHMET ADA           Devamı

10 10 2013

Değişen

Değişen |  görsel 1

Değişen     Güllerin içindedir güneş Soy kütüğü eski bir ağacın Hışırdayan yapraklarında Senin saçlarını tarar aynı anda Toroslar’dan yakasını kurtarmış rüzgâr   Yoktur elbet ölümsüzlük iksiri Yürür durmadan yürür insan ölüme İşte varlık, o hep güzeldir Yaz bahçelerinde cırcırlarla büyür   Sabrımızı sınar testilerde şarap Akkor olup düşer içimize Güneş altında kalmış gibi Uçar kazlara doğru yalın esriklik     Karmakarışık işler                 Saçlarının içindedir güneş, kuşlar denizle bakışıyor telin üstünde, ey dağlar diyorum, avcı yolları geçiyor içimden, bozulmamış bağlardan havalanan kuşlar geçiyor, bir kitap düşüyor elimden sözcükler yuvarlanıyor ağacın dibine, karmakarışık kokular karışıyor renklerle, dünya - yıka kirli ellerini diyorum. Bana bakıyor bir kuş, ben yan yana geliyorum turna görmemiş sokakların çocuklarıyla, ateş yakıyor barikat kuruyorlar, hepsini tanıyorum, bulut gözlü karaşın bir günün bitiminde özgürlük için öldüklerini yaz biliyor, atlar onları çağrıştırıyor. Sınırı yok üretken sözün, ben bunu biliyorum, bir de yağmurun altında kaldığımı kuğular gibi.             Git, kendine benzer bir ay bul diyorum. Çığ düşüyor sesime. Fırdönüyorum.     AHMET ADA          ... Devamı

10 10 2013

Değişen

Değişen |  görsel 1

Değişen     Güllerin içindedir güneş Soy kütüğü eski bir ağacın Hışırdayan yapraklarında Senin saçlarını tarar aynı anda Toroslar’dan yakasını kurtarmış rüzgâr   Yoktur elbet ölümsüzlük iksiri Yürür durmadan yürür insan ölüme İşte varlık, o hep güzeldir Yaz bahçelerinde cırcırlarla büyür   Sabrımızı sınar testilerde şarap Akkor olup düşer içimize Güneş altında kalmış gibi Uçar kazlara doğru yalın esriklik     Karmakarışık işler                 Saçlarının içindedir güneş, kuşlar denizle bakışıyor telin üstünde, ey dağlar diyorum, avcı yolları geçiyor içimden, bozulmamış bağlardan havalanan kuşlar geçiyor, bir kitap düşüyor elimden sözcükler yuvarlanıyor ağacın dibine, karmakarışık kokular karışıyor renklerle, dünya - yıka kirli ellerini diyorum. Bana bakıyor bir kuş, ben yan yana geliyorum turna görmemiş sokakların çocuklarıyla, ateş yakıyor barikat kuruyorlar, hepsini tanıyorum, bulut gözlü karaşın bir günün bitiminde özgürlük için öldüklerini yaz biliyor, atlar onları çağrıştırıyor. Sınırı yok üretken sözün, ben bunu biliyorum, bir de yağmurun altında kaldığımı kuğular gibi.             Git, kendine benzer bir ay bul diyorum. Çığ düşüyor sesime. Fırdönüyorum.     AHMET ADA          ... Devamı

10 10 2013

Değişen

Değişen |  görsel 1

Değişen     Güllerin içindedir güneş Soy kütüğü eski bir ağacın Hışırdayan yapraklarında Senin saçlarını tarar aynı anda Toroslar’dan yakasını kurtarmış rüzgâr   Yoktur elbet ölümsüzlük iksiri Yürür durmadan yürür insan ölüme İşte varlık, o hep güzeldir Yaz bahçelerinde cırcırlarla büyür   Sabrımızı sınar testilerde şarap Akkor olup düşer içimize Güneş altında kalmış gibi Uçar kazlara doğru yalın esriklik     Karmakarışık işler                 Saçlarının içindedir güneş, kuşlar denizle bakışıyor telin üstünde, ey dağlar diyorum, avcı yolları geçiyor içimden, bozulmamış bağlardan havalanan kuşlar geçiyor, bir kitap düşüyor elimden sözcükler yuvarlanıyor ağacın dibine, karmakarışık kokular karışıyor renklerle, dünya - yıka kirli ellerini diyorum. Bana bakıyor bir kuş, ben yan yana geliyorum turna görmemiş sokakların çocuklarıyla, ateş yakıyor barikat kuruyorlar, hepsini tanıyorum, bulut gözlü karaşın bir günün bitiminde özgürlük için öldüklerini yaz biliyor, atlar onları çağrıştırıyor. Sınırı yok üretken sözün, ben bunu biliyorum, bir de yağmurun altında kaldığımı kuğular gibi.             Git, kendine benzer bir ay bul diyorum. Çığ düşüyor sesime. Fırdönüyorum.     AHMET ADA          ... Devamı

06 10 2013

Yaz toprağı

Yaz toprağı |  görsel 1

Yaz toprağı     Toprağın sevinci rüzgâr esiyor Öğlen uykusundan uyanıyorum Üstüm başım som ışık   Denize giden salyangoz Bahçenin iz bırakan dalgınlığı   Duvara tırmanan parlak böcek Örümceğin ağına takılıyor – Ölümün eşiğini düşünüyorum       Toprağa yakın     Yan yana yürüyorum ağaçla İçim dışım gürül gürül orman Irmaklar parmaklarımdan akıyor Kuşlar tellerden uçtu uçacak   Toprağın buğusu başımı döndürüyor Demek yaşıyorum, deniz yerli Yerinde duruyor, kayalar fenere Bakıyor, günün içinden serçeler Geçiyor, başımı kaldırıp bakıyorum Yalın toprağa Islık çalan rüzgâr Çiçek açıyor                 Sürgün                 Nereye sürüldüm, anımsamıyorum hangi toprak parçasına? Geçtiğim çağ yeryüzü sürgünlüğümün yıldızlar üzerinden akıp gittiği, taşlara dokunduğum, çiçeklerin göğe çıktığı çağ mıydı? Kadınları hep kapı önlerine oturup uzakları, sonsuzu çağırırken gördüm. Nehirlerin gümüşü balığındandı, ama ben onların da buraya sürülmüş varlıklar olduğunu düşündüm. –Benim sürgünlüğüm, anımsıyorum, dikilmiş bir utanç anıtıydı köyleri kentleri geçen, denize inen.     Kandiller     -Yıldızlar, Dicle’nin üstünde. Köprünün altı... Devamı

06 10 2013

Yaz toprağı

Yaz toprağı |  görsel 1

Yaz toprağı     Toprağın sevinci rüzgâr esiyor Öğlen uykusundan uyanıyorum Üstüm başım som ışık   Denize giden salyangoz Bahçenin iz bırakan dalgınlığı   Duvara tırmanan parlak böcek Örümceğin ağına takılıyor – Ölümün eşiğini düşünüyorum       Toprağa yakın     Yan yana yürüyorum ağaçla İçim dışım gürül gürül orman Irmaklar parmaklarımdan akıyor Kuşlar tellerden uçtu uçacak   Toprağın buğusu başımı döndürüyor Demek yaşıyorum, deniz yerli Yerinde duruyor, kayalar fenere Bakıyor, günün içinden serçeler Geçiyor, başımı kaldırıp bakıyorum Yalın toprağa Islık çalan rüzgâr Çiçek açıyor                 Sürgün                 Nereye sürüldüm, anımsamıyorum hangi toprak parçasına? Geçtiğim çağ yeryüzü sürgünlüğümün yıldızlar üzerinden akıp gittiği, taşlara dokunduğum, çiçeklerin göğe çıktığı çağ mıydı? Kadınları hep kapı önlerine oturup uzakları, sonsuzu çağırırken gördüm. Nehirlerin gümüşü balığındandı, ama ben onların da buraya sürülmüş varlıklar olduğunu düşündüm. –Benim sürgünlüğüm, anımsıyorum, dikilmiş bir utanç anıtıydı köyleri kentleri geçen, denize inen.     Kandiller     -Yıldızlar, Dicle’nin üstünde. Köprünün altı... Devamı

28 09 2013

Kuş kanadına değen zamandı

Kuş kanadına değen zamandı |  görsel 1

  Kuş kanadına  değen zamandı     “Yel geçiyor taşın içinden” Diyor Melih Cevdet Anday “Ağacın içinden geçiyor yaprak” Demişti Rene Char   Öldü ikisi de Rüzgârla konuştum geyiği Geçerken mavi ormanın içinden Yaz öğle uykusundaydı Güneş kuş kanadında     Olabilir mi     Olabilir mi yağmur bolluğu Eskiden bir andır bu Güneşe çıkarak yaşadığım   Ayaklarıma dolanıyor sokağın ıssızlığı Yalnız bir kedi yağmur sonrası Anımsamak gibidir eskiyi   Kokusu dağılan bir çiçek Öylece duruyor eşikte Kaybolmuş çocukluğun anısı   Bir kuşun bakışı geçiyor sokaktan Yıkanmış sesi düş olabilir mi         Sonbahar güzeldir                 Sonbahar geldi mi, sokaktan kırlangıçlar çekildi mi, deniz sokulur ev içlerine. Önce balıklar girer. Palamut istavrit hamsi ve ötekiler. Sonbahar sararıp sarkar duvarlardan. Kırlangıçlar nereye uçarlar? Divanelik işte sabah esintisi. Yüreğime çentikler açar. Sonra kırlangıç uçuşlu yağmur yağar, deniz kenarına gider, gür örtülü bir ağacın altına sığınırım. Düşlerle aydınlanır gün, açılır bulutlar, deniz, yağmur, rüzgâr karıştırır düşüncelerimi, varlığımı hissederim çığlık çığlığa uçan bir kuşla. Yaralı bir balığın suda çırpınışı olurum. Güzeldir sonbahar – som acıya gönderse de ruhumu.     Gün                 Akşamla k... Devamı

26 09 2013

Eve dönerken

Eve dönerken |  görsel 1

Eve dönerken     Gece inerken gecedir Bir hançer gibi düşer yüreğime Ay ayrılık türküsü, dönerken Eve   Kavakların inlediği yoldan Sessizce dönerim eve Elimde ‘seçme şiirler’ kitabı Rene Char’dan   Türkü söylüyordur otlar Çiftlikköy yolunda Gece inerken bayırlara Ürperir küçük bir kuş     Botanik     Göremedim bitkinin zamanı yitik Eşiğine vardım cam bölmenin Güneş adını sayıyor birçoğunun Ne mümkün duruluğunu unutmak Saat gibi işlediğini kalplerinin   Göz göze geliyorum parlıyor apak Ben sulamadım büyümüş terliyor Gülgillerden bir bitki ki doğrudan Sonsuzluğa bakıyor çok kısa bir an   Bu bahçede sevincim erişilmez doruk Erincim unufak ediyor kederimi Gördüğüm dünya eşit değil Geceleri ölüler suluyor düşüncemi       Bilge                 Köpeğin havayı kokladığı yoksul evlerin pencereleri havlıyor geceye. O duymuyor, görmüyor, duyuları karıştırıyor. Denizde iyiliğin uyuduğunu düşünüyor. Deniz ütopya. Bal mumundan sakallarıyla lambanın cinini çağırıyor. Yeraltında yaşamak cinnettir, diyor. Varlığını bir çiçeğin soluk alışıyla eşitliyor. Diyor ki : “Her şey çürüyor, şehirler, caddeler ve gök. Buğday hasadı gök. Sonra şimşekler aydınlatıyor yeryüzünü. Aslında her şimşek türkünün yalın tadıdır. Çürümez o, izi aldatıcı yaşamın tadıdır.” Nerede durduğunu biliyor. Sözlerine kulak verdiğimiz... Devamı

26 09 2013

Eve dönerken

Eve dönerken |  görsel 1

Eve dönerken     Gece inerken gecedir Bir hançer gibi düşer yüreğime Ay ayrılık türküsü, dönerken Eve   Kavakların inlediği yoldan Sessizce dönerim eve Elimde ‘seçme şiirler’ kitabı Rene Char’dan   Türkü söylüyordur otlar Çiftlikköy yolunda Gece inerken bayırlara Ürperir küçük bir kuş     Botanik     Göremedim bitkinin zamanı yitik Eşiğine vardım cam bölmenin Güneş adını sayıyor birçoğunun Ne mümkün duruluğunu unutmak Saat gibi işlediğini kalplerinin   Göz göze geliyorum parlıyor apak Ben sulamadım büyümüş terliyor Gülgillerden bir bitki ki doğrudan Sonsuzluğa bakıyor çok kısa bir an   Bu bahçede sevincim erişilmez doruk Erincim unufak ediyor kederimi Gördüğüm dünya eşit değil Geceleri ölüler suluyor düşüncemi       Bilge                 Köpeğin havayı kokladığı yoksul evlerin pencereleri havlıyor geceye. O duymuyor, görmüyor, duyuları karıştırıyor. Denizde iyiliğin uyuduğunu düşünüyor. Deniz ütopya. Bal mumundan sakallarıyla lambanın cinini çağırıyor. Yeraltında yaşamak cinnettir, diyor. Varlığını bir çiçeğin soluk alışıyla eşitliyor. Diyor ki : “Her şey çürüyor, şehirler, caddeler ve gök. Buğday hasadı gök. Sonra şimşekler aydınlatıyor yeryüzünü. Aslında her şimşek türkünün yalın tadıdır. Çürümez o, izi aldatıcı yaşamın tadıdır.” Nerede durduğunu biliyor. Sözlerine kulak verdiğimiz... Devamı

24 09 2013

Ata - Dişlerimin arasında gelincik

Ata - Dişlerimin arasında gelincik |  görsel 1

At     Terli bir at olur soluğum Kanatlarımı tutan rüzgâr Giysilerinden soyunmuş yalınayaktır Seherde otlara karışır   Zamanı yoktur zeytinin Güneşe bağlamıştır geçmişini O da tutar denize sarkıtır Rastgele deyip oltasını   Sanmam bir daha olmaz Tane tane yağan yağmuru Bakakalırım şaşkınlık içinde Mavi bir geyik olan göğe   Nereye gidersem gideyim Rahvan bir at olur soluğum Güneşin şamdanı elimdedir Bağlarım Akdeniz’e atımı       Dişlerimin arasında gelincik                 Claude Monet’nin kırmızıları gibi dalgalanıyor ruhum. Kırda, rüzgârın şapkası sığmıyor avucuma, dalgalanıyor otlar, gelincikler yatıp kalkıyor. Yürüyorum Çiftlikköy’e doğru - yol serap. Yol gösteren lambanın cini yok, gölgeler var ağaçların oluşturduğu. Toprağın yalın kokusu yağmur sonrası buharlaşıyor. İncirleri gagalayan kuşlar yarıp geçiyor havayı. Rüzgâra benzer ruhum kuşlarla eşit, gözüpek şahin hızıyla uçuyor gelincikli tepelere doğru. Şaşırmış görüyorum yanım sıra gelen köpeği. Soluyor, bakıyor ve görüyor güneşin tırpanını, uçan kuşları, soluk soluğa kalıyor adımlarıma yetişmek için. Yürüyorum toprağın çiği olana dek. Dişlerimin arasında gelincik.     AHMET ADA      ... Devamı

24 09 2013

At - Dişlerimin arasında gelincik

At - Dişlerimin arasında gelincik |  görsel 1

At     Terli bir at olur soluğum Kanatlarımı tutan rüzgâr Giysilerinden soyunmuş yalınayaktır Seherde otlara karışır   Zamanı yoktur zeytinin Güneşe bağlamıştır geçmişini O da tutar denize sarkıtır Rastgele deyip oltasını   Sanmam bir daha olmaz Tane tane yağan yağmuru Bakakalırım şaşkınlık içinde Mavi bir geyik olan göğe   Nereye gidersem gideyim Rahvan bir at olur soluğum Güneşin şamdanı elimdedir Bağlarım Akdeniz’e atımı       Dişlerimin arasında gelincik                 Claude Monet’nin kırmızıları gibi dalgalanıyor ruhum. Kırda, rüzgârın şapkası sığmıyor avucuma, dalgalanıyor otlar, gelincikler yatıp kalkıyor. Yürüyorum Çiftlikköy’e doğru - yol serap. Yol gösteren lambanın cini yok, gölgeler var ağaçların oluşturduğu. Toprağın yalın kokusu yağmur sonrası buharlaşıyor. İncirleri gagalayan kuşlar yarıp geçiyor havayı. Rüzgâra benzer ruhum kuşlarla eşit, gözüpek şahin hızıyla uçuyor gelincikli tepelere doğru. Şaşırmış görüyorum yanım sıra gelen köpeği. Soluyor, bakıyor ve görüyor güneşin tırpanını, uçan kuşları, soluk soluğa kalıyor adımlarıma yetişmek için. Yürüyorum toprağın çiği olana dek. Dişlerimin arasında gelincik.     AHMET ADA      ... Devamı

23 09 2013

Gördüm - Dedim ki kendime - Sonrası ağustos - Kış bahçelerinde

Gördüm - Dedim ki kendime - Sonrası ağustos - Kış bahçelerinde |  görsel 1

Gördüm     Cesetler görmekten kör oldum Koptum dünyanın koruluğundan Unufak oldu duyularım   Uzaktan baktım kopuşmalara Taze ölüler gördüm Sıcaktı   Güneşin elinde buğday vardı Gördüm birçoğunun görmediğini   Gördüm simyayı, büyüyü Bir yontucunun elinde taştı   Ah, sarkacı sonsuzluktu saatin Terledim şiir olup geldim Yıldız değen dizelerle     Dedim ki kendime     Ahmet su uyanır, ateş parlar Geyikler mavi gecededir ormanda Orman ve geyikler hızla Geçerler imgelemimden   Adını koyduğum yüzyıl sağanaktır Ormanlara yağar, yüreğime Çocuklar, en çok onlar ölür Tutunamadan annelerinin eteğine   Sonra yaralılar geçer imgelemimden Ölüler, ölü gözleri, uzayan tırnaklar – Savaş vedalaşmadır aynı zamanda Zeytin            ağacıyla, lodosla       Sonrası ağustos                 İşte yarım ay, parıltılı gece, defne yaprağı kokuyor bahçe. Morarıyor durduğu yerde kıyıdan getirdiğim taş. Ağardıkça ağarıyor ay pencerede. Sevincin bakıyor koyu gölgelere ve aya. Sümbül gömülmüş geceye, erinci mavi. Susan ağaç koparmış hiçliğini, kımıltısız. Başım önünde okuyorum ağacın tinini, sümbülün erincine katılıyorum. Otlar arasından küçük bahçeye yürüyorum, patlıcanların parladığı, toprak ve biberler yeniden dirilişi imliyor. Sonrası ağustos, şaşkın bir ördeğin suya inişi.     Kış bahçelerinde &... Devamı

21 09 2013

Nisan - Yaz sevincim

Nisan - Yaz sevincim |  görsel 1

Nisan     Çok yağmur yağdı, Nisan İmgeler uyandırdı içimde Büyüydü tılsımdı ağacın bütünlüğü Kuşlarla denize yürüdü   Gün boyu inledi durdu deniz Işıyan düşünceler kıpırdadı Ben olmuşum olmamışım Kuşlar denize doğru uçtu   Bu benim divane ıssızlığımdı Geçti gitti taştan taşa Buhar oldu sevincim Ardıç ağacının acısında     Yaz sevincim                 Boş birkaç çömlek yanık, saksılar çiçekli çiçeksiz, şaşkın karıncalar, şeftali ağacının dalında kuşlar bana mı bakmaktalar? Ne yaptım ben, yakamı bırakmıyor sözcükler?  Sözcüklerle bakıyorum çevreme. İnce güzellikleri gördüğümde yaz oluyor sevincim. Nesneler, kuşlar duvar kovuğu gövdemin parçası. Beklemiyorum hiçbir şey onlardan. Konuşmalarını duyuyorum denize bakan bahçede, geri istiyorlar ayazda kesilen ağaçları. İç çekiyor deniz kabukları. Şaşkınlıkla bakıyor kıyıdaki köpek göğe. Kayalar uyuyor içimde, kıpırdıyorum.               AHMET ADA             Devamı