Kategorilerim
21 08 2013

Aşk göçüğü

Aşk göçüğü                 Sana bağlandığım yıllarda anahtarı denize atıyordu Ay. Yaz, yeni bir türküyü ezberlemeye çalışıyordu. Deniz, köpük köpük bir bahçeydi. Ölü martılar  görülüyordu kayalarda. Sana bağlandığım yıllarda ayaklarımızın dibinde uyuyordu boz kedi             Denize yakın oturduğumuz yıllardı. Deniz değil, senin kalbindi dalgalanan.  Kıyısından öpüyordum kirpiklerinin ve topuğunun. Bununla bitmiyordu, ağzından öpüyordum. Mersin beyaz bir güne uyanıyordu. Denizin üstünde güneş yayını geriyordu. Yaz, çubuğunu yakıyordu.             Kaç gündür adını bilmediğim bir sokağa sapıyorum. Aşkın bütünlüğünü arıyorum elimde sır dolu bir çekmecenin anahtarı. Anımsıyorum yaz göçüren güzü. Anımsıyorum sıcak, kirli yazı. Kargalar toplanmışlardı yokluğunda. Her şey değişiyordu sana bağlılığımdan başka     AHMET ADA     Devamı

20 08 2013

Seçme ânlar

Seçme ânlar |  görsel 1

Seçme ânlar                 Eşekleri kovalayan Naz’ın etekleri gökyüzüydü, çayırlar üzerinde bir kuş kanadı olup uçardı Akdeniz’e doğru. Eski yağmurlar yağsa, ki bardaktan boşanırcasına yağardı, gider yüzünü yıkardı, şimşekler çakan yüzünü. Yaz tutkusu işte şimdi ağaçların çalımı. Ve Naz ağaçlar otlar büyülü çiçeklerle konuşurdu             Çocukluğumdu hepsi, ılık bir rüzgâr esse, bayır otlarının dalgalandığını görsek, derdim. Naz, kuşların oyunlarına katılmak isterdi eskiden. Nedensiz bir istekti belli ki. Kuşlar bundan habersizdi, kendileri için vardı sadece.             Ah benim gülüşüm çalımlıydı gök bitiminde duran kızlara. Sonra otobüs bekleyen kızlara. Onlar Gezi Pakı’nda da görüldü, İstiklal Caddesi’nde de. Ve onlar için ‘çapulcu’ denildi. Kırmızılı siyahlı gözüpeklikti topuklarına dek onlar. Naz, berrak, arı sularla katıldı karnavala. Ben uzaktan baktım.     AHMET ADA     Devamı

19 08 2013

Çiftlikköy, akşamüstü

Çiftlikköy, akşamüstü |  görsel 1

    Çiftlikköy, akşamüstü                 Çiftlikköy’ün onarılan yolundan geçtim. Dedim, buradan mı iniyor sığırcıklar ağzı çiğdem kokan gökyüzünü aşıp ovaya? Gök sınavını vermiş olur, üniversiteli kızları bulur. Önde ay gözlü inekler, arkada akşamüstünün kırılgan ışıkları içinde kızlar boşluğa yürür. Ben birazcık daha büyürüm elimde uzayan bir değnek. Kahvenin sandalyelerini dolduran yaşlı köylülerin önünden yürür giderim.             Gölgeler değişir incir ağacının altında.             Ben izinden yürürüm akşamüstünün.     AHMET ADA     Devamı

18 08 2013

Yol

Yol |  görsel 1

Yol                 Artık özür dilemenin sırasıdır akasyalardan. Hiç gelmeyeceğimiz bir yere götürmeyen bu yola. Akasyalı. Asfalt makadam şose değil, gök yitimi uzak ipince toprak yol. Uzak, yalnız bir ölümle öleceğiz artık denize yakın. Yol devam edecek yol olmaya kendisi için – bizden sonra da. Patikanın çiçeği doruğa tırmanacak denizi görmek için.     AHMET ADA       Devamı

17 08 2013

Kasım ayında

Kasım ayında |  görsel 1

Kasım ayında     Kasım ayı kapıda Kırlangıçlar geri geliyorlar Yapraklarını döken ağaçların arasından Issız sokağın   Sekiden atlayan kedi belirir Gezi ruhu gezinir odanın içinde Ben şiire çalışırken Sessizlik kışın habercisidir   El kadar yalnızlıktır belki Yağmurun yağması pencere camına Önemlidir bir bakıma Bir kedinin şiire girişi     AHMET ADA     Devamı

15 08 2013

Kedim

Kedim |  görsel 1

Kedim     Gözleri Dost ışığı Yalnızlığımı yenen   Tüyleri Parlak kara Gece rengi   Çaykovski Dinler benimle Sıcakta evin En serin yerinde   Ayakları Kapı önü Gezi’den önce   Ölümü Mermi kapsülü Gezi’den sonra   Ne söylesem Onun için – Şiir yetimi     AHMET ADA           Devamı

14 08 2013

Çiçekli türkü

Çiçekli türkü |  görsel 1

Çiçekli türkü     Başını kaldırıp içeri bakıyor Bir çiçek camdan Onun birçok gücü var Fıskiyelere doruk selamı yollar   Çayevinde Denize bakıyorum camdan Sonra nasıl oluyorsa oluyor Akasyanın selamını alıyorum   Bakıyorum sıcak tılsımlı bir çiçek Sıcak mavi bir su damlası Fıskiye olmaya özeniyor Parkta   Serçe sesleri arasından Geçiyorum çıngıraklı kapıdan Sonunda evdeyim, yüküm Bir sepet dolusu çiçek     AHMET ADA   Devamı

12 08 2013

Sözcüklerin gözüyle

Sözcüklerin gözüyle |  görsel 1

Sözcüklerin gözüyle     Sözcüklerin gözüyle bakıyorum dünyaya Gördüğüm büyülü ağaç Denize doğru yürüyor Kuşluk vaktinin solgunluğunda   Bir kuş da gözlüyor sonunda Güneşin uzun uzun konuştuğu ağacı Bırakılmış tek başına Denizin karaya kavuştuğu noktaya     AHMET ADA   Devamı

31 07 2013

Sıkıntı

Sıkıntı |  görsel 1

  Sıkıntı     Bir sözcük, bir taş bulduğumda Taşı değil sözcüğü atıyorum denize Bir hiçlik duygusu köpükleniyor Sıkıntılı varlığımda   Biliyorum kıyısındayım, ışıyor Uçurumun ucu içimde, Beyaz bir taşım ben kumda   Kibir, bana uğramayan aç kurt Ayrıştırıyor iki yakamı   Ceplerime doldurduğum deniz kabukları Sevincim oluyor   Biliyorum kıyıdayım, yola çıkmalıyım Boşluğumdan, içimde Olgunlaşan sıkıntı fısıldıyor Başka dünyaların olduğunu     AHMET ADA   Devamı

29 07 2013

Hüzün

Hüzün |  görsel 1

  Hüzün     Uzun çizgi, zarif güzelliği hüznün Geçerdi akşamla tenha sokaktan Gölgeli yerlerin derinliğindeydi Bir inceliği vardı her zaman   Her şey ağustos değildi Akşam, yere düşen iğne, Uzun aynalar, taş ustaları İlgisiz nesneler de   Ne eksik kalırdı hayatımda Bir terliğin acemi heyecanı Dolaşırken odadan odaya   Hüzün, o hep yalın alacakaranlıktı Yedeğimde taşırdım her yere Külçe olur çökerdi derine Gökyüzünün eskiliği de   Uzun çizgi, zarif güzelliği hüznün Sokaklarda sürerdi   AHMET ADA Devamı

28 07 2013

Yaşlılık I - II

Yaşlılık I - II |  görsel 1

Yaşlılık     Kapıyı açık bırak, ağustos girsin içeri   Masaya koy elmaları, sesini duyayım Sedir ağaçları olur, orman olur Toroslar’da Bir başlangıçtır suyun eli Elmalar yokuş aşağı yuvarlanır Bu benim çocukluğumdur   Kapıyı açık bırak, çocukluğum girsin içeri   Yaşlandım, bir köknar ağacı gibi Elmaları masaya koy, kokusunu duyayım Yabanıl kuşlar olur, geyikler olur Geyiğindir gökyüzü, gidemem   Kapıyı açık bırak, kuşlar girsin içeri   Öyle kırmızı kırmızı bulutlar olur Tepelerden gök çağırır, gidemem Yaşlandım hem de sayrı Parmaklarım uzanır elmanın sesine   Kapıyı açık bırak, pars girsin içeri       Yaşlılık II     Ah, gümüş hava, bugünkü buğu Topraktan denizden yükseliyor Kuşların uçtuğu görümlük hayat Yaşlılık ölüm ayrılık dünyadan   Sözcükler dökülüyor çiçek gibi Birbiri ardı sıra ağzımdan Naz’ın çiçekli şapkası uçuyor Balkondan, ah kalbim uçuyor   Söyledim miydi, yaşlılık, unutuyorum Bir yaşım var benim, balığın, kuşun Yaşı gibi, ölüyor içimde zamanla Çölü geçen beyaz at   Rüzgârın yazı, kiraz ağaçlarının Seçemiyorum körüm ben Yoğun bir sis bırakıyor kıyı Öyle söylüyor aksöğütler     AHMET ADA    ... Devamı

25 07 2013

Temmuz

Temmuz |  görsel 1

Temmuz     Kaz sürüleri geçiyor, yeşil başlı ördekler, Kocaman gözlü inekler zamanın donduğu Yoldan, kutlu sessizlik İğde ağacında dinleniyor   Dünya varlığım için bir hamak Asılı kalan üzümler sarkıyor Pasternak okuduğum avluda Kara gözlerin gibi derin kuyu   Masada temmuzun dolduğu bardak Ta uzaklarda çiftlik serinliği Bostan içi ürperişler İnanılmaz belki erinç veriyor   Ot bürümüş gidilmeyen yolu Yok bir teker izi bile Kalkıp gidiyorum dereotu kokuyor İçtiğim su soluduğum hava   Ahmet Ada  Devamı