Kategorilerim
22 04 2013

Marcel Proust

Marcel Proust |  görsel 1

  Marcel Proust       tanyeri benimle yürüyor çiftlik evine gölgelerden gidiyorum, gölgeler belleğimin lekeleri, çiftlik o kadar uzak değil, kuşların uçtuğu yönde   gözüm güzül yapraklarında ağaçların bir rüzgârla düşecekler boşluğa benzer benim de belleğim çiçek açan bir taşa   gözüm çılgın zamanların içinde ruhum çılgın eğlencesinde kemanların çakan bir şimşek anımsatıyor çiftlik yolunda astımlı çocukluğumu   elimi bir çiçeğe uzatıyorum itiyor elimi çiçek, bir tuhaflık var bunda, kırlara çekiliyorum aynı yerde durmuyor kargalar   Ahmet Ada           Devamı

21 04 2013

ilya Ehrenburg

ilya Ehrenburg |  görsel 1

  İlya Ehrenburg     Madrid sokaklarında yırtılan ağız Paris’in düşüşünde saatleri sayan ağız düşle kararan, geçilemeyen gözkapaklarız yıkılmış duvarların önünde   hangi bozgundan geliyoruz, yüreğimiz bungun, yıldızlar aydınlatıyor gecelerimizi- havada sıkılı yumruk ya da taşız biliniyor taşı geçen rüzgârı yakaladığımız   kazanacağız yeniden insanın onurunu üstünde sektiğimiz deniz için uçurumdan çektiğimiz özgürlük için bir duvar dibinde kurşuna dizilen gümüş sesli ağızlar için     Ahmet Ada           Devamı

18 04 2013

Maksim Gorki ile James Joyce

Maksim Gorki ile James Joyce |  görsel 1

    Maksim Gorki     takılar madalyalar gümüş şamdanlar pazarda, ilk gençlik yıllarımda, ipini kopartmış bir kent: St.Petersburg umutsuz müzisyenlerin yaşadığı ressamların göğe ağdığı   ağır ağır yaklaşır, birikir umutsuzluk düğümlenir Rusya, burgaçlar hiçliği çağırır, intihar seçenektir bir toz bulutunun ardında   kuş gölgeleri geçer, rüzgâr dağıtır iç sıkıntımı, akçıl geceler iner gözkapaklarıma, gerisi esenliktir- suya gider pas tutmaz gün ışığı    bir toz direğinin içinden geldim otları, masalları, taşları, araba tekerlerini, yalın acıyı, insanı tanıdım- gözyaşı dökenleredir bütün sözüm     James Joyce     engin ruhum belirsiz uzaklıkta, denize yakın, kesik kesik soluk alışı gibi kayaların, kırılgan havalarda bahtının açıldığını görüyor   ah çocukluğum, madeleine kurabiyenin sonsuzca süren tadı, belleğimde köy köpeklerinin havlaması yitirilmiş gençliğin çağrısı gibi   şairliğim toprak yolda günbatımı göle doğru kazların yürüyüşü olabilirse o yürüyüşün müziği- mahcup, kederli sesi çayırın   yağmurun çiselemesi, toprağın kokusu, uyandırıyor günbatımı çiçeklerini bu koku bu yağmur tanıdık uzak bir göğün anısı gibi     Ahmet Ada        ... Devamı

14 04 2013

Luchino Visconti

Luchino Visconti |  görsel 1

    Luchino Visconti     karanlık değil anlaşılmaz gece gördüm ağaçların arasından sabahın ucunda parlayan hilal ay suya doğru iniyor çırılçıplak   gördüm güzelliğin ruhu kısıtlı- kocaman şapkaları altında kibar bayanlar müzik dinliyorlar sabaha doğru deniz kıyısında   gördüm çilek yiyen bir kızın dudakları kırmızı, ne renk olabilirdi ki başka, gidip pencereyi kapattım, kum fırtınası, çiftlik, atlar aklımda   Luchino dedim kendi kendime güzelliğin ruhu kısıtlı, sular durulur, mavilikler girer, şapkalar uçar, bir tutkudur şafak   Ahmet Ada           Devamı

13 04 2013

Gabriel Garcia Marquez

Gabriel Garcia Marquez |  görsel 1

  Gabriel Garcia Marquez     düş ile belleğin yanılgısı bu ay bu fırtına diz çöktürüyor ağaçlara, ışık hızını kovalayan kırlangıç ormanın üstünde daireler çiziyor   büyükbabam ile büyükannemin evinde dinlediğim fırtına kuşu alacakaranlıkta türküsünü söylüyor bakır aya yıldızları hep göreceğim demek bu   benim gerçeğim Mercedes’in tinine akıyor geyikler göğe çekiliyor büyükanne horozlar cenaze töreninden dönüyor denizciler şaşıyor buna   toz toprak içinde çocuklar saygın büyülü bir oyun oynuyor başımı kaldırıp bakıyorum eşikten gümüş bir kupayı havaya kaldırıyorlar   Ahmet Ada     Devamı

12 04 2013

Dmitri Shostakovich - Sergei Eisenstein

Dmitri Shostakovich - Sergei Eisenstein |  görsel 1

    Dmitri Shostakovich II     ey sevincin kızkardeşi Marya senin göz pınarlarındır Rusya   çiğdemleri, kır çiçeklerini övsem yeridir her konserden sonra getirdiğiniz   vahşi davullar gibidir kış yapraklarını dökmüştür St.Peterburg ey kederin kızkardeşi Marya güneylidir kır çiçekleri buzların çözüldüğü bölgelerden   övsem yeridir balerin ayaklı yazı yaprak yaprak açılan müziği   ah Rusya, Gogol, yıldızlar, ay, derin acısı Anna Ahmatova’nın ayrılamayız birbirimizden acı çeken rüzgârın müziği dolduruyor kalbimizi, şiirimiz de müziğimiz de ince dereler gibi     Sergei Eisenstein     dalga dalga köpüren gece yakın olmalı gündoğusuna kazanılmış sevinç gibi kırmızı gök, uzandım sessizce kıyısına   yüzler gördüm göçüp giden ışık dolu yazlar, gölge yığınları, göllerde gümüş rengi balığı, işte bu dedim sıkıntının aşılması   ışıktan kaçmanın olanağı yok mezara koydum köhneyi eskiyi ne çekebilirdim ki Odessa’da büyük insanlığın isyanından başka   kamera! dedim nergislerin fışkırdığı denizden gök kıyılarından gördüm kalabalıkların yürüyüşünü bir orman gibi işte    Ahmet Ada        ... Devamı

10 04 2013

Federico Fellini ile Nuri Bilge Ceylan

Federico Fellini ile Nuri Bilge Ceylan |  görsel 1

  Federico Fellini                     Kımıldamadan bir buluta bakıyorum. Kendimi görüyorum, varlığımı sanrılı sularda. Ah Rimini, çocukluğumun düz yolları, sessizce bir tenhada çizdiğim biçimden biçime giren bulutlar. Üzüm bağlarına dadanan kuşlar. Bir ateş yakıyorum gök kıyılarında, dumanından kaçıyor kuşlar. Bir ateş Nino için. Bir ateş kış gecelerinde üşüyen çocuklar için. Kürkler içinde kentsoylular can sıkıcı sözler ediyorlar. Gazoz seven çocuklar kenar mahallelerden geliyorlar. Bisikletlerini göğe dayıyorlar.                 Yoksulluğu ve göz kamaştıran yaşamı görüyorum Roma’da. Yükleyip getiriyorum çekim alanına. Kamera. Kalbim Rimili’de kalıyor, sarmaşıklı, kuşlu, avlulu evde. Düşünü kuruyorum avluya              düşen                         ayın.                 Yaban kazları, uzun bacaklı günlerimi dolduruyor. Konuğum Nino kazlara bakıyor, daha yakın gündelik acılara ve müziğe. Ben çizgilere, yazı şiire…       Nuri Bilge Ceylan     bir sıkıntı halinde günler kırmızı çocukluk göğü olur, göl olur Yenice çarşıları ya da bir Ege ili olur insanlar sessizdir kadınlar yaslıdır bir salyangoz iz bırakarak gider mayıstır kızların kırmızı dizleri etekleri u&c... Devamı

06 04 2013

Abidin Dino

Abidin Dino |  görsel 1

  Abidin Dino                     O zamanlar faytonlar dururdu istasyon önünde. Yağmurlar bolca yağardı Adana’ya. Sümbül havası derdik ilkyaza.                 Ey sürgünlük, çırçırlar, pamuk haralları, havada uçan davullar, hovardanın çağı, pamuk işçileri- bir Selçuklu kümbeti gibi uğuldayan kalbim hepsini birden kucaklardı. Vardı elbet bedenimde aparı bir tin. Ağır akan Seyhan kıyılarında atlar vardı. Zorbalık işte sarı sıcak ve sinek. Geceleri bembeyaz cibinlik iyilikse- verlikti. Ah işte çizgi ve desenler incir ağaçlarının altında güne vuran incelikti.                 Küçük saat ile büyük saat arası çiçekçiler kıpır kıpırdı sabahları. Kederi ve sevinci çiçekçilerden alıp tanıklık ediyordum şafağın gözkapaklarına. Kuşlar el izimdi, caddelere zincirleme konup kalkarlardı.                 Ah Güzin, şimşeklerle gürleyen gök çocukluk İşte     Ahmet Ada                       Devamı

02 04 2013

Kadınlar IV-VIII

Kadınlar IV-VIII |  görsel 1

    Kadınlar IV                    Cela s’est passé. Je sais aujourd’hui saluer la beauté.                                                Arthur Rimbaud   faytonların göğe ağdığı, köprüden atlayanların suda yittiği, kavakların uzun gölgelerinin, söğütlerin, sık ağaçların kuşlarla dolduğu yıllar geri gelmedi  anne   dönmedi koca orman, atlar harada kaldı, ellerin dağınık karanfillerde, unutamam güzelliğini, zarif, ince ak ellerini, nereye koyacağını bilmediğin   dönmedi kayığım anne, karşıda bırakmıştım  kavakların altında seni, dönmedi ırmağı geçen kayığım, kalakaldım sepetler dolusu gök, kirazlar ve yalnız taşlarla   kaçıp gitti rüzgârla güvercinler geçti gençliğim sokak aralarından dönmedi ne neşeli güneş ne hilal ay çiçek tozları içinde kalakaldım anne       Kadınlar VIII                     Sen ey Nisan! Ey güzel kadınım benim! Aylar seninle çalgılı gökyüzü, sular menevişli. Ay gökte sini gibi olduğunda sokaklara, yazlık sinemalara gideriz. Ellerimiz yabanıl, soluğumuz sevecendir, damarlarımıza dolan papatyalar incelik, bilgelik verir akşamlarımıza. Bize verilen günler ağırdır, söz meta ve zehir olarak geri döner vücutlarımıza. Ruhlarımız arıdır yine... Devamı

01 04 2013

Çaykovski ie Rimski-Korsakov

Çaykovski ie Rimski-Korsakov |  görsel 1

  Çaykovski     ayazda kalmış bir kuş pencereye konuyor, ayakları toprak kokusu, göllerden ırmaklardan gelmiş ufacık gagası kırmızı   ağrıdıkça ağrıyan yalnızlıklar dolaşıyor dut ağaçlarının dibinde görüyorum camın ardından serçelerin birdenbire inişini   çalgılı ağaçlar var içimde- göl yakın, üzerinde kuğular sekerek dans ediyor, balıklar, düşünülmez belki, gökyüzünü özlüyor   içimde bir yaprak kıpırdıyor bale müziği eşliğinde yitirilen mutluluk için gidiyorum bir genç kızın ardından     Rimski-Korsakov     ah Rimski, bir kuşun uçuşudur piyanonun tuşları, çalarken Şehrazad’ı, Binbir Gece Masalları, küçük Tikvin kasabası sokuluyorlar yanına, gözlerine bakıyorsun sevdiklerinin, ki bakmışsındır mutlaka, görüyorsun orada denizlerin derinliğini, gözünden kaçan bir çiçek uçuyor, St. Petersburg sokaklarında gidiyorsun ardından, gitmişsindir mutlaka begonyadır diye   bir akarsuya yetişip önüne geçiyorsun çamların arasından akan müziğinin   ah Rimski-Korsakov, baksak ki çiçek yılı hayatına, çalınacaktır her çağda Şehrazad, çiğnenmiş karlar, mavi gece, soluğu tilkilerin, solgun yıldızlar hep olacaktır hüznü çoğaltan   senin için gül dikiyorum cemrelerden sonra bahçeye     Ahmet Ada                                 &n... Devamı

30 03 2013

Joseph Haydn

Joseph Haydn |  görsel 1

    Joseph Haydn     otların arasında papatyalar rüzgârın oynaştığı senfonilerdir, kulak dibimde testilerin sesi yaylı dörtlülerin sesi gibi, tırmalıyorum patikayı şato uzakta kalıyor, nasıl çekebileceğimi biliyorum doruğa müziği, otların hışırtısını duyuyorum eşit her çalgıya, ama işte davullar ve telli çalgılar gürlüyor, madeni sesler çocukluğumun Viyana’sını anımsatıyor, çocukken katıldığım koro ufak güneşlerden oluşuyor, ay tek başına çocukluk gibi, kar tertemiz yağıyor saraylara da yoksul mahallelere de   ağaçlar deniz görmüyor, elmalı ağaçlar, elmanın sesini katabilir miyim müziğe, olur da bir gün ölürsem deniz gören bir yere gömün beni taze otların arasına, gölgeli zeytinlerin uykusu olayım     Ahmet Ada                             Devamı

29 03 2013

Beethoven

Beethoven |  görsel 1

    Beethoven     piyanonun tuşlarında yüzlerce kuş sesi uyandırıyor güneşi göz pınarlarında çiçek açıyor- tedirgin zaman   bütünüyle sağır olana dek kabuğunu kırıyor midye deniz kör bir kızın piyanosunda çağırıyor ay ışığını   geceleri, ah geceleri seni karşılıyor kör bir kızın karaltısı çalıyor ‘ay ışığı sonatı’nı hiç görmeden o ışığı   çekiçler dövülüyor kalpaklar uçuyor Viyana sokakları kar kar öldüğün söyleniyor kulaktan kulağa sokak aralarında- saatler sonra fısıltılı vedalaşmalar     Ahmet Ada                                                     Devamı

28 03 2013

Chopin il Bruegel

Chopin il Bruegel |  görsel 1

    Frédéric Chopin     ilkyaza giren çiçeklerin nisanı gibi memleket hasreti sarıyor bedenimi ah Polonya, kırılgan yüreğimin uzandığı serin toprak çiçeklere boğ beni, müziğinle yoğur, saf güzelliğine kat, dinlensin söğütlerin hışırtısında sayrı gövdem   ölümün ciğerlerime dolan rüzgârını kırlara koy kontes, ellerimi, parmaklarımı sakla ormanların çağırdığı müziğe, kar tipisidir benim notalarım, savur onları ülkemin toprağına   nergisleri koy göz pınarlarıma, bu son saatlerim, notaların serçelenişini koy patikalara kontes, rüzgârlı bayırlara bedenimi sonsuz uykulara dalayım        Bruegel     günü geldiğinde düğün kurulur köy meydanına, şu sapağı geçince görürsünüz, köpekler havlar, çocuklar yarı çıplak gezer, hepten uçucudur düğün yemeğine gelen insanlar   okursunuz bir düzyazı gibi manzarayı saman yüklü arabaları,  güzel  güzel inekleri, göğe bakarsınız kuşlar uçar uçar ve uçar   avcılar geyik kanı taşır, incecik gülerler, avdan dönenler eşit koşullarda oturmazlar masaya- ölüm yakın olmalı onlara   görürsünüz, bir halk havasında oynarlar, kayan bir yıldız gibi, kasırga gibi, düşünü kurarlar karla yüklü mutlu yılların     Ahmet Ada                                   &... Devamı

25 03 2013

Mendelssohn

Mendelssohn |  görsel 1

    Mendelssohn     şimdi ince şeyleri düşlüyoruz, ak parmakların tuşlarda gezinişinin çıkardığı sesleri, sessiz müziğini parlayan ayın, çınlayan yıldızların   güneş bir mızrak gibi yükseldiğinde menekşeli günleri düşlüyoruz- ablam Fanny Paris’ten almış fırfırlı elbiseyi, eteklerinde rüzgâr senfoni gibi   korulardan esen deli dolu rüzgâr bir ayrıntı değil, buğulu pencerelerinde şatonun gölgelerini uçuruyor akşam vakti   ince şeyleri düşlüyoruz ya Fanny’le sitemleri hüzünleri de koyuyoruz piyanonun seslerine- Bach da öyle yapardı değil mi?   işte çekiliyor ayak sesleri Bir Yaz Gecesi Rüyası’na çalışmak lazım     Ahmet Ada                                                   Devamı