Kategorilerim
23 03 2013

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

    Brahms     müzik sessizliğin derinliğine nişan koymak için Clara, yoksul gecelerimiz için, zeytin ile ekmek, deniz ve gök için   bu yaz Baden Baden’e gidebilir miyiz, dinlenebilir miyiz Clara? el ayak çekilince uçarcasına giden gümüş sesli rüzgâr kanatlanır mı yüreğimde?   ah Clara, annemin dikiş makinesi, babamın kontrbası, kemanı (nasıl unuturum) yoksul gecelerimizin neşesi, umutsuzluktan belki, artık  anımsamıyorum gemici ezgilerini   serçelerin nota gibi ipe dizilişi ince giysiler içinde ilkyazı gelişi ah Hamburg, anımsıyorım kapımızın önünden geçen kızları     Ahmet Ada             Devamı

22 03 2013

J.S.Bach

J.S.Bach |  görsel 1

  J.S.Bach     ellerimize hohluyoruz ayrılmadan birbirimizden, kanatlanıyoruz buzun üstünde, akşam olmak üzere, eve dönüp Bach dinliyoruz   çözülüyor buz tutan ellerimiz, yitiyoruz çoğala çoğala gelen müziğin içinde- kış çizgileri özlüyor güneşli günleri   düşteyiz sanki bir suda, suyu dalgalandıra dalgalandıra geçiyor bir tekne, işte öyle gizemli, dolambaçlı yayılıyor org sesi   ikimiz sevdalı yılların insanlarıyız dolanıp duruyoruz odanın içinde Bach’ın müziği yayılıyor odaya değil koca yüzyıla     Ahmet Ada                                                       Devamı

21 03 2013

Marcel Duchamp

Marcel Duchamp |  görsel 1

  Marcel Duchamp     yuvarlanıp gidiyor bisiklet tekerleği, sayısız nesne, ilâç kutuları, eczane bir görüntüden başka bir görüntüye geçiyor sokak sarı kırmızı   yuvarlanıp gidiyor mavi portakallar, dalbudak salmış ağaçlar yeniden adlandırdığım eşya konumunu değiştirdiğim güneş taş, çiçek,taşta açan çiçek   kırlangıçlar kırlangıçlar, güneşe doğru uçuyor kırmızı bir leke olana dek, dikey acılar düşüyor ufkun zarından yüreğe   çok açık seçik değil mi bisiklet tekerleği, dünyanın döngüsü, pisuara düşen saç? birbiriyle ilgisiz gibi duran ağız, göz, yuvarlanıp gidiyor sokağın sakinleri denize     Ahmet Ada   Devamı

20 03 2013

Joan Miro' ile Roman Jakobson

Joan Miro ile Roman Jakobson |  görsel 1

    Joan Miro’     yaz göklerinden gelir kuşlar üzüm bağlarından kalkar çiçekli tarlalardan geçer dağların hizasından uçarlar ülke sınır tanımadan   suyun çatlağından sızan zamana çalışır ellerin, masandadır boğazı kesilmiş İspanya kuşu rüzgârıyla   yaz göklerine yürür Miro’ gitgide büyür adımları pasajların serinliği büyür gider ağaçların gölgeleri uzar gider bir hasrettir İspanya büyür gider   Max Jakob’un şapkasından geçer Tzara’nın buğday sapı sözcüklerinden arkadaşları çocukluğunu hatırlatır gürültüyle akıp giden Barselona sokaklarından     Roman Jakobson     ah saatler, yıllar unuttum neredeler? o zamanlar Hlevnikov, Mayakovski, Ahmatova vardı, Moskova,  Leningrad, St.Petersburg, yazlık evler, edebiyat meyhanesi Başıboş Köpek, akıp gider uçacakmış gibi nice yüz, nice göz   unuttum tartışmalarda kırmızı ayı, maşrapalarda şarabımız tuzumuz ekmeğimiz yıllanıyordu- yer değiştiren resim, şamar gibi inen şiir yaşıyordu rüzgârın terkisinde, sokaklarda serseri, meydanlarda âsi bir ses gibi, köşe bucak ve dikey   hiçbir zaman dingin değildi mavi gecelerde yüreğim- başka bir dünyadaydık, devrim dikey ve yatay akıyordu     Ahmet Ada                                                       &nbs... Devamı

18 03 2013

Oskar Kokoçka

Oskar Kokoçka |  görsel 1

  Oskar Kokoşka     öğle uykusuna yatmış ağaçlar Viyana sokaklarında yaprak kıpırdamıyor öğrenci kızlar mayıs renginde yürüyorlar – sokak ortasına konan bir kargaya bakıyor kırmızı dudaklı ipince bir kız   Oskar, zamanı geçiyor sokakta bir ân gözgöze geliyor genç kızla gözlerinin çiçeği uçuyor karganın durur mu, o da uçuyor   genç bir kız gibi mayıs oyalıyor Oskar’ı bir ses bir koku bir renk başka yola saparken gülüyor gizlenmiş bir duyguyla   sevincin eğik uçan kırlangıcı ey ağaçların öğle uykusu Oskar resme çalışıyor Viyana kırmızısı unutmadan etekleri serçeli kızı      Ahmet Ada     Devamı

14 03 2013

Henri Lefebvre

Henri Lefebvre |  görsel 1

    Henri Lefebvre     yaz geldi, rüzgârın yıktığı bentleri onarıyoruz Henri, kırlarda bayırlarda direniştesiniz, burada yazın söylediği türkü karışıyor otlara   kurtuluş hep birlikte, hep birlikte olacaktır Henri, buna inanıyoruz yaza bitişik bir kuşun çalılıklardan havalandığını görüyoruz   öyle bakışıyoruz yolunu bulan bir suyla aynı anda- işgal edilen toprağımızı geri  istiyoruz Henri, geri istiyoruz penceremizin sarmaşığını   ah Henri, sen direnişe katıldığından beri, derin açıyor güllerimiz     Ahmet Ada                           Devamı

09 03 2013

Kadınlar IX - Ölüm ve papatyalar

Kadınlar IX - Ölüm ve papatyalar |  görsel 1

  Kadınlar IX       günleri sayılı bir ihtiyar mıyım? bu kışı çıkarabilecek miyim?   bu yıl seyrek yağdı yağmur çok az duydum cama vuran türküsünü, görebilecek miyim yazı, güneşli günleri? lanetler savurarak bu hastalığa, yaşayabilecek miyim? böyle bana yakın olmasan, böyle sevmesen gözlerinin  mavisiyle, dokunup geçerim camlara   kadınım, gölgesini veren salkımsöğüt, külrengi bulutlar, deniz, tellerde serçeler, ak ellerin yetiyor, yaşama gücü veriyor çoğalan sevgin, yağmurun kanatları gibi genişliyor serinliğin   kadınım, pencereden bakan göz, bağışla beni, veremedim sana hiçbir şey hüzünden başka   sen yine mavi yak nisana dek gözlerinin ışığını     Ölüm ve papatyalar     kim biliyordu papatyaları çok sevdiğimi? bi dolu papatya getirdiler hastanedeki odama taşıdılar göğü, kırı, ırmakları serçe sürülerini böylece   iyilik, hep odur mavi aydınlığı denizin, duraksar düşünürüm bir salyangozun ömrünü bile kimselerin umurunda olmasa da   ölünce papatyaları göremem, ah o kavakları, o kavakları hep onlardır acımı dindiren yuvarlanan yıldızlar, takımyıldızı odamdadır   geldi, geldi işte yokluyor Pars ah papatyalar, papatyalar     Ahmet Ada                                    ... Devamı

17 02 2013

Aşk XV

    Aşk XV     taş kumul deniz kabukları ağır değildir taşırız bahçeye senin kalbindir üşür rüzgârın gölgesinde   hafif bir çiçek, beyaz, sallanır hafif rüzgârla, uyanır kalbin yaz hamağında, kıpırdar parlar salyangozun izi   yitirilen yıllardır acı senin gözünde, eskir, gazel olur yaprak, savrulur kalbinde taşırız acıyı kalbindir diye   yakalamak için kovalarız rüzgârı aşktır kayıp giden elimizden bir kuş sesiyle uyanır içimizde yeniden     Ahmet Ada                       Devamı

14 02 2013

Geldiler II ile Aşk XII

    Geldiler II     geldikleri son sapak uyanık su geri dönüşsüz yollarda utangaç kızları şal içindeydiler varoluşun anlatımıydı duruşları toprağı çapalar ekip biçerken usul usul içlerine aktılar onurlu bir bilgeliğin   geldiler saatleri takıları yoktu aşkın billûrundan geçtiler esmerdiler, üzüm buğulu gözleri vardı küçük kızlarının toprakçıldı elleri parmaklarının ucunda açtı güller lâleler   geldiler, gamzeliydiler aktı durdu parıltılarından su aşktandır dediler       Aşk XII     bir fincan mırra anımsatır Mardin’i şal ipek cam kesme taş dört dil avlularda eyvanlarda konuşulan rüzgârla yarışan at   telkari bir türküdür Sarı Gelin dört dilde söylenir damlarında güvercinlerin uçtuğu bir yol aradığı göklerde   aşktır bu kentte dudaklarda tanelenen dua   kıpır kıpırdır uzaklıklar gözler birleştirir kör duyguları alıp verdiğimiz bir şeydir dört dilde söylenir, aşktır gülün delik deşik kokusu   aşktır bir arada yaşama görgüsü taşın çıdamı toprağın ağzı ışıklarla aydınlanan ağaç yazla gelen kuş   Ahmet Ada                      ... Devamı

13 02 2013

Geldiler ve Aşk XI

Geldiler deniz kıyısında kaldım ben bir de Naz bölgeye tacirler geldiler el değiştirdi para, parladı tırpan buğday tarlalarına doğru yürüdü çağ uzak ülkelerden akrabalar geldiler yükleri kuru incir pekmez ceviz develerle geldiler elden ele dolaştı sevinç gök onları ağırladı Aşk XI çalışıyorum işte seni ezberlemeye topuklarımdan parmaklarından bozkır türküsü ağzından- sen yıldızları sayıyorum san sen yıktığım bir duvar san Ceyhan suyu say içine akanı ne yap yap say gece bir bir yıldızları içine dökülürken cansuyu buğday öğüten su değirmeni say beni beni çekiç yap, beni yay boşluğundayım rüzgârın gece, saatler, toprak dam serin gece, soyunuyor yıldızlardan göz ve ağız oluyoruz uçuyoruz içinde gözlerimizin Ahmet Ada ... ...Kaynak : pacal2.blogcu.com Devamı

13 02 2013

Geldiler ve Aşk XI

  Geldiler     deniz kıyısında kaldım ben bir de Naz bölgeye tacirler geldiler el değiştirdi para, parladı tırpan buğday tarlalarına doğru yürüdü çağ   uzak ülkelerden akrabalar geldiler yükleri kuru incir pekmez ceviz develerle geldiler elden ele dolaştı sevinç   gök onları ağırladı     Aşk XI     çalışıyorum işte seni ezberlemeye topuklarımdan parmaklarından bozkır türküsü ağzından- sen yıldızları sayıyorum san   sen yıktığım bir duvar san Ceyhan suyu say içine akanı ne yap yap say gece bir bir yıldızları   içine dökülürken cansuyu buğday öğüten su değirmeni say beni beni çekiç yap, beni yay boşluğundayım rüzgârın   gece, saatler, toprak dam serin gece, soyunuyor yıldızlardan göz ve ağız oluyoruz uçuyoruz içinde gözlerimizin   Ahmet Ada                                                ... Devamı

05 02 2013

Aşk III

Aşk III |  görsel 1

  Aşk III     gecenin kırmızısı yıldızlardan değil saçlarından, iri damarlı yapraklardan unutulan şey taş, kum, çakıl ayaklarımızın altında, kıyıda sarıyor seni ağaç, sessiz doğa   aşk diyorum bu uzaklaşan taş, yakınlaşan ülke, kırmızılaşan gece senin saatlerin oluyor dünya benim daldığım orman   aşk diyorum bu bendeki aşk kır yoksulu orman gürlüğü buradan bakınca on yıldır sürüyor iç kanama   gecenin çın çın sessizliği kırmızı karanlık çiçeğini aralıyorum bağışlanmaz yanlışlar yapıyorum     Ahmet Ada         Devamı